kırık ve ışık

Hatırladıklarım

Açıkçası biraz güneş ışığı hatırlıyorum, yer değiştiriyor, sağ üst taraftan vuruyor yüzüme. Gözümü kamaştırıyor.Gözümü kapatıyorum.

Sonra farklı bir sahne, babaannem bir lokma ekmek içini domates suyuna banmış ağzıma sokuyor. Aç mıyım yoksa gayri ihtiyari mi açıyorum ağzımı bilmiyorum. Bir şeyler söylüyor anlayamıyorum. Aslında anlarım ama dikkatimi veremiyorum, sanki herşey yavaş bir modda ve ben suyun altında gibiyim. Anımsadıklarımın ilki bunlardı.
…………………………………………………………….

-Babam bu hafta sonu gelecek mi anne?

-Gidip odanı topladın mı sen? Üff herşey heryerde, şunu şurdan al dedim sana!

-Gelcek mii diyoruuum yaaa.

-Kim gelcek mi?

-Babaaaamm ??

-Topla şunu dedim sana duymuyo musun beni, al şu oyuncakları! Ne getirdin buraya bunları!
-Babam gelecek mi diyoruuuummm!!!

-Üff ne bileyim gelir heralde al şunları!

Annemle aram hep böyle olmuştu. Sokakta saçımı çeker, istemediğim giysileri giydirir, asla dinlemez, seçim şansı vermez, çok konuşur, duymazlıktan görmezlikten gelirdi beni. Sürekli laf kavgasına girerdi ve bolca ukala derdi bana. Saçımı hiç okşadığını hatırlamıyorum. Okula giderken çoraplarımı giydirdiğinde bile canımı yakardı. Öfleye püfleye bıktım, acele et, yeter, geç kalıyorum diyerek bizleri hazırlardı. Binbir kavgayla çıkardık evden. Sevgisi yoktu sanki. Parasını kazandığı garanti bir işi vardı. Memurdu.

Beni kendine ait bir gösteriş aracı olarak gören annem, giysilerimi kimsede olmayan şekilde, mümkünse markalı alır, kullanışsız aksesuarlarla tamamlar ve buna ayak uyduracak hareketlerde bulunmamı beklerdi. Yurtdışındaki çocuklara benzedi diye bir övünme cümlesi vardı kendince. Beni çevresine, kendisine göre düzgün şekilde konuşabileceğim ve görünebileceğim bir kalıba sokmaya çalışırdı.
Ama değildim. Çok özgürdüm, gürültücüydüm, meraklıydım, çok hareketliydim. Kendi kendime ve bulduğum arkadaşlarla hep çok mutluydum. Ben liderdim. Asla çekingen değildim. Nerede olsa kendime bir arkadaş bulur bir oyun kurar yönetirdim. Yönetilemezdim.

En üzüldüğüm anlar, annemin beni mahvedip ”Sen bana muhtaçsın ben sana değil” cümlesiyle biten krizlerimizden hemen sonra, gözümdeki yaşlarla, yabancı insanlarla göz göze geldiğim anlardı.

Annemden çok uzun süre nefret ettim. İnanın bana şu yaşımda bile hangi noktada olduğumu bilmiyorum bu konuda.

Babammm. Babam bambaşka bir konuydu. O benim arkadaşım. Yakışıklım. Tek istediğim onun sevgisi, takdiri ve babannemin fiziksel varlığıydı. Annem de sorun çıkarmasa hayat benim için mükemmeldi.

Nerden bilebilirdim ki, kimi sevip, kimden nefret ettiğimi bilemeyeceğim yılların çok yakın olduğunu…

Bir Cevap Yazın

KIRIK VE IŞIK sitesinden daha fazla şey keşfedin

Okumaya devam etmek ve tüm arşive erişim kazanmak için hemen abone olun.

Okumaya Devam Edin